Merhaba Sağlıklı Yağ! 0 12

Bugün sizi dünyanın en sağlıklı yağlarından biriyle tanıştıracağım! Merhaba sade yağ! Sade yağ, tereyağının pişirilerek süt proteinlerinden ve içindeki sudan ayrıştırılmasıyla elde ediliyor. Sonuç olarak, elimizde altın renginde, nefis kokulu, yanma noktası yüksek, bol besinli bir yağ kalıyor. Tarifini en altta veriyorum ama, faydaları neymiş gelin yakından bakalım: 1. Laktozsuzdur Sütün içinde doğal olarak bulunan laktozun sindirilmesi bir çok kişi için sorun olabiliyor. Süt ve süt ürünleri tükettikten sonra gelen şişkinlik, yorgunluk, burun tıkanması gibi durumlar genellikle, laktoz intoleransına işaret ediyor. Özellikle yaş ilerledikçe bu durumun görülmesi sıklaşıyor çünkü sindirim sistemindeki laktaz enzimi yaşla birlikte azalıyor. Hayati tehlikesi olmayan bu durum, sindirim ve bağışıklık sistemlerimizi gereksiz yere yoruyor. Bu yüzden de laktozsuz ürün tüketimi gittikçe artıyor. Tereyağı eritilip pişirilirken süte ait proteinler dibe çöküyor ve de yağın kendisinden ayrılıyor. Bu içindeki laktoz oranını sıfıra yakın seviyelere düşürüyor. 2. İnanılmaz tat Pişirme sürecinde saf yağa ulaştığımızdan mıdır bilmem inanılmaz kavruk bir kokusu ve de tadı oluyor. Kokusu yemeklerde kendini çok fark ettirmese de tadı kesinlikle fark yaratıyor.  3. Yüksek yanma noktasına sahip Yağlar ısıya maruz kaldığında ve yanma noktalarını geçtiğinde besin değerlerinde bazı değişiklikler oluyor. Yanma noktası ise her yağ için farklı. Örneğin zeytin yağı 190 derece dolaylarında yanmaya başlarken, ayçiçek yağı 246 derecelerde (bu yüzden kızartmaları zeytin yağıyla değil ayçiçek yağıyla yapıyoruz) gerçekleşiyor. Sade yağın yanma noktası ise 250 derece. Özellikle zeytin yağını yanma derecesinin üzerinde kullandığımızda, içindeki bazı önemli fitobesinler yok olup serbest radikal salınımına sebep oluyor. Serbest radikaller ise kanser, kalp hastalıkları gibi durumlara güzel bir zemin hazırlıyor. Bu yüzden zeytin yağı ne kadar sağlıklı olsa da pişirme sırasında değil, pişirildikten sonra yemeklere konabilir. Ya da Türk mutfağında olduğu gibi yavaş yavaş pişen zeytinyağlı yemeklerde kullanılabilir.  4. A, D ve E vitaminleri yönünden daha zengin Tereyağında bu 3 vitamin bulunuyor ancak, yağ sadeleştirildiğinde bu vitaminler daha çok ortaya çıkıyor (başka bir deyişle vücut tarafından emilimleri artıyor).  5. Sade yağın bozulması daha zor Buzdolabına konması gerekmeyen sade yağ aylarca bozulmadan kalabiliyor. Anadolu’da sade yağ kullanılmasının en büyük sebeplerinden biri de bu.  6. CLA oranı yüksek Konjuge linoic asit oldukça güçlü bir antioksidan, metabolizmayı hızlandırıp trigliserit oranını düşürdüğü için kas yapmak için çalışan kişilerin tercih ettiği bir besin takviyesi. Ancak çok önemli bir nokta, CLA oranı yüksek bir sade yağ, ancak serbest gezmiş, güzelce ot yemiş ineklerin sütünden geliyor. Sanayileşmiş üretimlerle tahılla beslenmiş ineklerde maalesef bulunmuyor.  7. Yüksek enerji kaynağı MCT (medium chain fatty acids) yönünden zengin olan sade yağ, direk karaciğerde enerjiye dönüştürülür ve yağ olarak depolanmaz. Üstüne üstlük bir de sağladığı enerjiyle vücuttaki diğer yağların yakılmasına yardımcı olur.  8. Bütirik Asit  Diğer yağların tersine sade yağ bütirik asit açısından da oldukça zengin. Yine kısa zincirli yağ asitlerinden biri olan bütirik asit kolon sağlığı için hayati. Bunun yanı sıra insülin seviyesinin düzenlenmesi, inflamasyonun azaltılmasında etkili. İrite bağırsak sendromu, ülseratif kolit gibi sindirim sistemirahatsızlıklarından şikayetçi kişiler için oldukça faydalı. Bu kadar faydalıysa yapılması gereken tek şey her tereyağı aldığınızda onu sadeleştirmek! Hem de o kadar kolay ki. 1 kg tereyağını orta ateşte eritin ve yavaş yavaş fokurdamasını bekleyin. Yağ eridikten sonra altını kısın. 10-15 dakika içinde önce baloncuklar çıkaracak, sonra üzeri kalın bir köpükle kaplanacak. Bu köpükleri bir kaşıkla toplayıp atın. Daha sonra ikinci kez köpük oluşacak. İkinci köpüğü toplamanıza gerek yok. Ancak kaşıkla biraz araladığınızda altın renkli o müthiş yağı görmeniz gerekiyor. Eğer göremediyseniz ısıtmaya devam edin. İkinci köpük de kaybolduğunda ocaktan alın ve bir tülbent yardımıyla süzün. Çünkü en altta süt partikülleri birikiyor. Süt partiküllerini yağdan ayırmak için süzmek şart. Süzdükten sonra yağınız istediğiniz an kullanıma hazır! Sağlıklı günler dileğiyle, Pınar Sağlık Koçu Pınar Taşkınlar, beslenmenin sağlımıza etkisi, kronik hastalıkların engellenmesi ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki önemi hakkında dünyaca ünlü doktorlar ve bilim insanlarından eğitim aldı. Institute of Integrative Nutrition mezuniyetini takiben beslenmenin hastalıkların engellenmesi üzerindeki önemini derslerinde ve bireysel seanslarında anlatan Pınar, kişilere sağlıklı bir hayat tarzıyla potansiyellerine erişmeleri için yardımcı oluyor.  

Pınar Taşkınlar hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, Facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Şehirde ve Sağlıklı: www.facebook.com/sehirdevesaglikli  

 

ÖncekiSonraki

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Besleyici Balın Faydaları 0 29

Balın Tarihçesi Bal, doğadan gelen eşsiz lezzeti, kusursuz görümü, kıvamı ve besleyici içeriği ile insanlar için önemli bir yere sahiptir.İnsan yaşamında hem besin hem de ekonomi alanının bir parçası olan bal, Cilalı Taş döneminden günümüze kadar gelebilmektedir. Bal yapan arılar ve balları toplayan tarih öncesi bir insanın resmedilmiş hali, İspanya Valencia’da bir mağarada bulunmuştur. Belli ki o dönemde yaşayan insanlar, ağaçlara tırmanıp, arılarla savaşarak balı bir besin maddesi olarak keşfedip kullanmışlardır. Bu da balın tarihinin ne kadar eski dönemlere dayandığını kanıtlıyor.  147 Farklı Bal ReçetesiBozulmayan yapısı sayesinde bal, yüzyıllar boyunca vazgeçilmeden tüketilen bir besin oldu. Bal, farklı felsefi ve dini görüşlerin kaynağı sayılan Hindu dinlerinde kutsal sayılmıştır. Hatta kutsal kitaplarda da balın ismi geçiyor. Uzakdoğu ülkelerinden olan Çin’de bala geçmişten beri değer veren bir kültürdür. Antik Çin tıbbında, beş temel elementten bir tanesi olan toprağın temel parçası olarak kabul ediliyor. Mısır’da, 1550 senesinde Eber’e ait yazılan papirüste, 147 farklı bal reçetesi bulunmuştur. Roma döneminde de bal altın kadar değer kazanmıştır! Antik Yunan’da Artemis’in sembolü olan arı, dönemde madeni paraların üzerinde de yer alıyordu. Kitaplarda da bal ve faydaları sıklıkla anlatıldı. Siz de balın eski medeniyet dönemlerine ait sırlarını keşfederseniz bizimle paylaşmayı unutmayın olur mu? 🙂  Doğal Olmayan Bal Nedir?Ana arı ve on binlerce işçi arının bulunduğu arı kolonileri, kendi vücutlarından salgılamış oldukları balmumu ile petekleri oluşturuyor. Tarlaya keşfe giden arılar kovana bal getiriyor. Çiçeklerin yaklaşık 180.000 kez ziyaret edilmesi gerektiğini biliyor musunuz? Doğal ballar, çiçek balı, çam balı, petekli süzme bal, sızma bal ve filtre edilmiş bal gibi pek çok isimle sınıflandırılıyor. Bir de doğal olmayan ballar var. Aklınızda, “Doğal olmayan bal nedir?” diye bir soru oluştuysa hemen cevaplayalım. Doğal olmayan ballar, arıların yalnızca şeker şurubu ile beslenmesi ile elde ediliyor. Yani bal, çiçeğin nektarından değil, kovan önüne dökülen şekerden elde ediliyor. Bu bal, aynı doğallıkta değildir ve bal adı altında satılmaması gerekir. Gerçek balı, tadı ve kokusundan ayırt etmek mümkün.  25 Mayıs Dünya Arı Günü 25 Mayıs, Dünya Arı Günü olarak kutlanıyor. Dünya genelinde doğal kaynaklar giderek yok oluyor. Arıların varlığı ve balın üretimi Türkiye’de ekonomi açısından da çok önemli bir noktada yer alıyor. Arıların korunması gerektiğini unutmayalım. Bal, doğal bir besin ve enerji kaynağıdır. Bal ile hayatımıza giren apiterapi mucizesi pek çok hastalığın önlenmesi için kullanılmaktadır, linkten ulaşabiliriniz.  https://www.mutfakgurmesi.com/single-post/2017/05/06/Balla-Gelen-Apiterapi-Mucizesi  

Frozen Tarifleri 0 55

Meyve ve buz ikilisinin karıştırılmasıyla elde edilen frozen çeşitleri, tamamen doğal malzemelerden oluşuyor. Küp ya da kırılmış buzlar, meyveler, marmelat ve reçeller, çırpılmış krema ve şekerlemeler, bu trendde baş rolde. Kendimizi serin hissedebileceğimiz 5 frozen tarifi… 1. Su Deposu: Karpuz Frozen Karpuz, tıpkı salatalık gibi tam bir su deposudur. Susuzluğumuzu unutup, serinleyebileceğimiz vitaminli bu meyve ile frozen hazırlayabilirsiniz. Malzemelerimiz: 1 dilim karpuz, buz ve 1 tatlı kaşığı toz şeker. Çekirdeklerini temizlediğimiz karpuzu mutfak robotundan geçirelim. İçerisine buz ve şeker parçalarını ilave edip, birkaç dakika karıştıralım. Buz parçalayan özel mutfak robotlarının olduğunu unutmayın olur mu? 🙂  2. Hoş Kokusuyla: Çilekli Frozen Çilek, yazın en sevilen meyvelerindendir. Özellikle çocuklar çilek yemeye bayılıyor! Siz de çocuklarınız için bu meyveyi frozena dönüştürerek onları sevindirin. 3 yemek kaşığı esmer şeker, 10 adet çilek, buz parçaları ve taze nane. Biz esmer şeker yerine çilek reçeli de tercih ediyoruz. Siz de deneyebilirsiniz. Tüm malzemelerimizi karıştırıp, nane yaprakları ile servis edebiliriz.  3. Limonata Tadında: Limonlu Frozen C vitamini açısından en güzel meyvelerden bir tanesi de limon. Enerjisini içinizde hissedip, sıcaklarda serinlemek için siz de limonlu frozen hazırlamaya ne dersiniz? 1 adet limon, 1 yemek kaşığı toz şeker, buz ve nane yaprakları. Blender içerisine nane yapraklarımızı ve buzlarımızı koyalım. Limonları da içerisine ekleyip, blenderdan geçirelim.  4. Protein Zengini: Muzlu Frozen Protein, A vitamini, demir ve fosforun en fazla olduğu meyvelerden bir tanesi de muzdur. Bu kadar besleyici bir lezzeti frozen olarak tüketmek iyi bir fikir olabilir. 1 adet muz, 2 çay bardağı kadar süt, buz ve 3 yemek kaşığı vanilyalı dondurma. Tüm malzemelerimizi blender ile karıştıralım. Muzlu frozen hazır!  5. Vitaminli: Şeftali Frozen Meyvelerin vitamininden faydalanmak istiyor, ancak aynı şekilde tüketmekten sıkılıyorsanız; frozen hazırlayabilirsiniz. Şeftali içerisinde oldukça fazla vitamin bulunuyor. 1 şeftali (dilimlenmiş), buz. Şeftali dilimleri ve buzu blendera koyalım ve düğmesine basalım. İşte bu kadar basit! Sıra sizde…