Fiziksel Açlık – Duygusal Kökenli Açlık 0 10

Bazen siz de ne kadar çabuk acıktığınızı ve dahası bu açlığın sebepsiz olduğunu hiç hissettiniz mi? Yani; daha yeni yemek yemişsiniz ama aklınızda yine de yemek varsa, öğle yemeğinden kalkalı bir saat olmuş ama çeşitli sağlıksız atıştırmalıkları hayal edip heyecanlanıyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir.Atıştırmanın normal sayıldığı, hatta teşvik edildiği modern beslenme tarzında, fiziksel (gerçek) açlık ile duygusal kökenli açlığın farkını artık bilmiyoruz bile. Yukarıda saydığım gibi; aklında hep yemek olan kişiler maalesef kendilerini ‘obur’ olmakla eleştiriyorlar ve suçluluk duyuyorlar. Aslında olay duygulardan geçiyor. Yani, o anda istemediğimiz duygularımızı bastırmak için yemek yiyor, beynimize ödül sinyali gönderen yüksek şekerli ve yüksek karbonhidratlı gıdalara yönelerek rahatlama sağlıyoruz. Bu mekanizmayı anlamak için bir bebeği gözlemlemekte fayda var. Daha anne karnındayken parmağını emmeye başlayan insan yavrusunun beyninde bir takım farkındalıklar oluşur. Şeker ve karbonhidrat beyindeki ödül mekanizmasını tetikler. Ayrıca emme hareketi rahatlatıcı bir hareket olarak tanımlanmıştır. Bunun böyle olmasının çok önemli bir sebebi var: Bebeğin hayatı annesinin sütünü içmesine bağlıdır.Henüz çiğnemeyi bilmeyen ve tat alma duyusu tam olarak gelişmemiş olan bebek anne sütünü beğensin ve emme hareketiyle kendini güvende ve rahat hissetsin ki insan nesli devam etsin. Bu yüzden de anne sütünde bulunan laktoz (bir çeşit şeker), beyindeki ödül mekanizmasını tetikler. Aslında bebek, anne sütüne bağımlıdır. Bu çok hayati bir durumdur. Yoksa bebek bir gün sütün tadını beğenmediğine karar verirse yaşama şansı neredeyse yoktur. Bu mekanizmanın hazır mamanın bulunmadığı ilk insanların yaşadığı dönemden geldiğini hatırlamakta fayda var tabii. 🙂 Kısacası, duygularımızı bastırmak için ağzımıza bir şeyler atmak aslında doğuştan gelen bir rahatlama yöntemi. Ama tabii koca insanlar olup duygularımızı ifade etmeye başlayınca, onları bastırmak yerine bu duyguların bize ifade ettiklerini anlamak gerekiyor. Yoksa kendimizi, yiyerek uyuşturan insanlar haline geliyoruz. Duygularımızı bastırmak için mi yiyoruz yoksa gerçekten acıktık mı? Bunu anlamak için öncelikle gerçek açlık nedir, ona bakalım:Fiziksel olarak acıkma (dengeli bir kan şekerine sahip olduğunuzu ve bu konuda – diyabet, hipoglisemi, insülin direnci gibi- bir hastalığınız olmadığını varsayıyorum), kademeli olarak gelir. Mideniz kazınmaya ya da guruldamaya başlar. O an çeşitli yiyecek opsiyonlarına açıksınızdır ve yediğiniz zaman doyduğunuzu, yemekten tatmin olduğunuzu hissedersiniz.Ancak, duygusal acıkma sırasında, yine duygusal olarak inişli çıkışlı zamanlardan geçerken, endişeli/üzgün/öfkeli/stresli hissederken kendimizi yiyeceklerle rahatlatmaya çalışabiliriz. Amacımız beslenmek için değil, bu hisleri bastırmak için yemek yemektir. Duygusal açlık bir anda gelir ve o an yemek yemeyi engellediğinizde öfkelenmeniz olasıdır. Genelde yüksek karbonhidratlı ya da yüksek şekerli pizza, makarna, dondurma gibi besin değeri düşük gıdalara yöneltir. Yerken hızlıca ve bir çırpıda, normalde yediğinizden ya da midenizin alacağından çok daha fazla yedirir. Ve bütün bunların sonucunda kişiye kendini suçlu hissettirir. Eğer siz de zaman zaman gelen ve kendinizi fiziksel ve duygusal olarak kötü hissettiren umarsızca gelen yeme ‘krizleri’ yaşadığınızı düşünüyorsanız, şu adımlar yardımcı olabilir: 1. Bir bardak su için. Bir çok zaman susuzluk ile açlığı maalesef bir birine karıştırabiliyoruz. Su içten sonra bir sonraki adıma geçebilirsiniz. 2. Kendinize 5 dakika verin. Bu beş dakika boyunca hiç bir şey yapmadan ne hissettiğinize odaklanın. Bu sırada ‘yememem lazım’ gibi bir direktif yerine ne hissettiğinizi araştırdığınızı ve yeni bir şey denediğinizi kendinize hatırlatın. Duygunun ne olduğunu fark ettiğinizde yeme isteğinin azalması sık görülen bir durum. 3. Mutlaka yemek istiyorsanız bir portakalı (hem tatlı hem de besin değeri yüksek) ya da sevdiğiniz başka bir meyveyi (kişisel tercihim hurma) sakin bir ortamda yavaş yavaş yemek. Yediğiniz şey her ne kadar istediğiniz şey olmasa da, ona sanki güzel bir dilim pastaymış gibi, mutlaka oturarak, yavaş yavaş ve tadını çıkararak yemeyi deneyin. 4. Gün içinde kalori alımınız eğer çok düşükse, özellikle gece gelen atıştırma isteği sık görülen bir durumdur. Güne sağlam bir kahvaltıyla başlamak kan şekerinin gün boyu dengeli kalmasını sağlar. 5. Hayat içinde sizi tetikleyeceğinizi bildiğiniz durumlarda (örneğin stresli bir toplantı), nefesinize odaklanarak rahatlamaya çalışın. Eğer bir yeme krizi bünyenizi vurursa, bunun sebebinin bu olumsuz duygu olduğunu kendinize hatırlatın. Sağlıklı günler dileğiyle,Pınar

Pınar Taşkınlar hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, Facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Şehirde ve Sağlıklı:  www.facebook.com/sehirdevesaglikli

 

Sağlık Koçu Pınar Taşkınlar, beslenmenin sağlımıza etkisi, kronik hastalıkların engellenmesi ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki önemi hakkında dünyaca ünlü doktorlar ve bilim insanlarından eğitim aldı. Institute of Integrative Nutrition mezuniyetini takiben beslenmenin hastalıkların engellenmesi üzerindeki önemini derslerinde ve bireysel seanslarında anlatan Pınar, kişilere sağlıklı bir hayat tarzıylapotansiyellerine erişmeleri için yardımcı oluyor. 

 

ÖncekiSonraki

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Besleyici Balın Faydaları 0 31

Balın Tarihçesi Bal, doğadan gelen eşsiz lezzeti, kusursuz görümü, kıvamı ve besleyici içeriği ile insanlar için önemli bir yere sahiptir.İnsan yaşamında hem besin hem de ekonomi alanının bir parçası olan bal, Cilalı Taş döneminden günümüze kadar gelebilmektedir. Bal yapan arılar ve balları toplayan tarih öncesi bir insanın resmedilmiş hali, İspanya Valencia’da bir mağarada bulunmuştur. Belli ki o dönemde yaşayan insanlar, ağaçlara tırmanıp, arılarla savaşarak balı bir besin maddesi olarak keşfedip kullanmışlardır. Bu da balın tarihinin ne kadar eski dönemlere dayandığını kanıtlıyor.  147 Farklı Bal ReçetesiBozulmayan yapısı sayesinde bal, yüzyıllar boyunca vazgeçilmeden tüketilen bir besin oldu. Bal, farklı felsefi ve dini görüşlerin kaynağı sayılan Hindu dinlerinde kutsal sayılmıştır. Hatta kutsal kitaplarda da balın ismi geçiyor. Uzakdoğu ülkelerinden olan Çin’de bala geçmişten beri değer veren bir kültürdür. Antik Çin tıbbında, beş temel elementten bir tanesi olan toprağın temel parçası olarak kabul ediliyor. Mısır’da, 1550 senesinde Eber’e ait yazılan papirüste, 147 farklı bal reçetesi bulunmuştur. Roma döneminde de bal altın kadar değer kazanmıştır! Antik Yunan’da Artemis’in sembolü olan arı, dönemde madeni paraların üzerinde de yer alıyordu. Kitaplarda da bal ve faydaları sıklıkla anlatıldı. Siz de balın eski medeniyet dönemlerine ait sırlarını keşfederseniz bizimle paylaşmayı unutmayın olur mu? 🙂  Doğal Olmayan Bal Nedir?Ana arı ve on binlerce işçi arının bulunduğu arı kolonileri, kendi vücutlarından salgılamış oldukları balmumu ile petekleri oluşturuyor. Tarlaya keşfe giden arılar kovana bal getiriyor. Çiçeklerin yaklaşık 180.000 kez ziyaret edilmesi gerektiğini biliyor musunuz? Doğal ballar, çiçek balı, çam balı, petekli süzme bal, sızma bal ve filtre edilmiş bal gibi pek çok isimle sınıflandırılıyor. Bir de doğal olmayan ballar var. Aklınızda, “Doğal olmayan bal nedir?” diye bir soru oluştuysa hemen cevaplayalım. Doğal olmayan ballar, arıların yalnızca şeker şurubu ile beslenmesi ile elde ediliyor. Yani bal, çiçeğin nektarından değil, kovan önüne dökülen şekerden elde ediliyor. Bu bal, aynı doğallıkta değildir ve bal adı altında satılmaması gerekir. Gerçek balı, tadı ve kokusundan ayırt etmek mümkün.  25 Mayıs Dünya Arı Günü 25 Mayıs, Dünya Arı Günü olarak kutlanıyor. Dünya genelinde doğal kaynaklar giderek yok oluyor. Arıların varlığı ve balın üretimi Türkiye’de ekonomi açısından da çok önemli bir noktada yer alıyor. Arıların korunması gerektiğini unutmayalım. Bal, doğal bir besin ve enerji kaynağıdır. Bal ile hayatımıza giren apiterapi mucizesi pek çok hastalığın önlenmesi için kullanılmaktadır, linkten ulaşabiliriniz.  https://www.mutfakgurmesi.com/single-post/2017/05/06/Balla-Gelen-Apiterapi-Mucizesi  

Frozen Tarifleri 0 58

Meyve ve buz ikilisinin karıştırılmasıyla elde edilen frozen çeşitleri, tamamen doğal malzemelerden oluşuyor. Küp ya da kırılmış buzlar, meyveler, marmelat ve reçeller, çırpılmış krema ve şekerlemeler, bu trendde baş rolde. Kendimizi serin hissedebileceğimiz 5 frozen tarifi… 1. Su Deposu: Karpuz Frozen Karpuz, tıpkı salatalık gibi tam bir su deposudur. Susuzluğumuzu unutup, serinleyebileceğimiz vitaminli bu meyve ile frozen hazırlayabilirsiniz. Malzemelerimiz: 1 dilim karpuz, buz ve 1 tatlı kaşığı toz şeker. Çekirdeklerini temizlediğimiz karpuzu mutfak robotundan geçirelim. İçerisine buz ve şeker parçalarını ilave edip, birkaç dakika karıştıralım. Buz parçalayan özel mutfak robotlarının olduğunu unutmayın olur mu? 🙂  2. Hoş Kokusuyla: Çilekli Frozen Çilek, yazın en sevilen meyvelerindendir. Özellikle çocuklar çilek yemeye bayılıyor! Siz de çocuklarınız için bu meyveyi frozena dönüştürerek onları sevindirin. 3 yemek kaşığı esmer şeker, 10 adet çilek, buz parçaları ve taze nane. Biz esmer şeker yerine çilek reçeli de tercih ediyoruz. Siz de deneyebilirsiniz. Tüm malzemelerimizi karıştırıp, nane yaprakları ile servis edebiliriz.  3. Limonata Tadında: Limonlu Frozen C vitamini açısından en güzel meyvelerden bir tanesi de limon. Enerjisini içinizde hissedip, sıcaklarda serinlemek için siz de limonlu frozen hazırlamaya ne dersiniz? 1 adet limon, 1 yemek kaşığı toz şeker, buz ve nane yaprakları. Blender içerisine nane yapraklarımızı ve buzlarımızı koyalım. Limonları da içerisine ekleyip, blenderdan geçirelim.  4. Protein Zengini: Muzlu Frozen Protein, A vitamini, demir ve fosforun en fazla olduğu meyvelerden bir tanesi de muzdur. Bu kadar besleyici bir lezzeti frozen olarak tüketmek iyi bir fikir olabilir. 1 adet muz, 2 çay bardağı kadar süt, buz ve 3 yemek kaşığı vanilyalı dondurma. Tüm malzemelerimizi blender ile karıştıralım. Muzlu frozen hazır!  5. Vitaminli: Şeftali Frozen Meyvelerin vitamininden faydalanmak istiyor, ancak aynı şekilde tüketmekten sıkılıyorsanız; frozen hazırlayabilirsiniz. Şeftali içerisinde oldukça fazla vitamin bulunuyor. 1 şeftali (dilimlenmiş), buz. Şeftali dilimleri ve buzu blendera koyalım ve düğmesine basalım. İşte bu kadar basit! Sıra sizde…