Beyoğlu’nun Asırlık Çınarı Çiçek Pasajı 0 21

Çiçek Pasajı, Beyoğlu denilince akıllara gelen ilk yer. Uzun akşamlarda sohbetin, yemeğin, efkarın ve neşenin adresi. Kimi zaman ise yol üstü bir mola için en iyi durak… Kendi iç dünyamızın şairi olduğumuz mekan ve tam 141 yıllık bir çınar.Osmanlı padişahları Sultan Abdülhamit ve Sultan Abdülaziz, dönemlerinde tiyatro izlemek için bugün Çiçek Pasajı’nın olduğu yerde bulunan ünlü Naum Tiyatrosu’na gelirlermiş. O dönemde sahnelenen seçkin İtalyan operaları nedeniyle hem İstanbul’un hem de Avrupa’nın en önemli kültür merkezleri arasında yer alan bu tiyatro, 1870 yılında meydana gelen büyük Beyoğlu yangınında yanarak tamamen yıkılmıştır. Bu yangından 6 yıl sonra, tiyatronun bulunduğu arsayı bir Rum bankeri olan Hristaki Zografos Efendi satın alır. İtalyan bir mimar olanCleanthy Zanno’ya bir proje çizdirerek arsa üzerine içerisinde çarşı ve apartman yer alan bir bina yaptırır.Aynı yıl içinde yapımı tamamlanan binanın içerisinde, 24 tane dükkan ve bu dükkanlar üzerinde 18 tane lüks daire inşa edilmiş. Dükkanlardan oluşan pasaja; “Hristaki Pasajı”, binanın tamamına ise “Cite de Pera” adı verilir. Pasajda yer alan dükkanlar içinde ilk dönemde açılan işletmeler, tütüncü, pastane, fırın, terzihane, meyhane ve çiçekçiler olur. 1908 yılına kadar yolculuğuna bu şekilde devam eden pasaj, dönemin Sadrazamı Sait Paşa’ya geçer ve “Sait Paşa Geçidi” olarak anılmaya başlar. Cumhuriyet döneminde, 1940 yılında pasajda bulunan dükkanlara çiçekçiler yerleşmeye başlar. Bu çiçekçiler arasında; Ekim Devriminden kaçmış Rus kadınları, baronesler ve düşesler de yer alır. İlerleyen dönemde çiçek mezat yeri olarak kullanılmaya başlayan pasaj, Beyoğlu’nda bulunan çiçekçileri bir araya toplar ve bunun beraberinde adı “ Çiçek Pasajı” olarak değişir.1940’lı yıllarla beraber pasaj içerisine açılan meyhaneler, zamanla apartmanda yaşayanların ve çiçekçilerin farklı yerlere taşınmasına neden olur. Sonrasında ise çiçekçilerden geriye sadece “çiçek” ismi kalır. 1988 ve 2005 yıllarında iki defa restore edilen Çiçek Pasajı, Beyoğlu’nun en görkemli binaları arasında da ilk sıradadır.Duvarlarında geçmiş dönemdeki işletme sahiplerinin resimlerinin yanı sıra, ünlü mimar, yazar ve gurme Aydın Boysan’ın resmi ile akordeoncu Madam Anahit’in resimleri de yer alır. Oldukça gösterişli bir mimariye sahip olan pasaj, yapılan bir araştırmaya göre; “ Beyoğlu denilince akla ilk ne geliyor?” sorusuna verilen cevaplar arasında ilk sırada yer almıştır.Her gün ve her gece başka bir eğlencenin olduğu Çiçek Pasajı meyhaneleri, coşkulu ve tutkulu bir eğlence sunarken, diğer taraftan muhteşem mezeleri ile hem gözünüze hem de damak zevkinize hitap etmeyi başarıyor. Bu mezeler arasında Rum, Ermeni ve Türk mutfağından örnekler dikkat çekiyor. Ceviz ve nar ekşisi ile hazırlanan Rum salatası, cevizli kabak tarama, hardal soslu levrek marine, yoğurtlu patlıcan, balık sarma, midye dolma bu mezeler arasında tadabileceklerinizden sadece birkaç tanesi. Tekir tava, tereyağlı karides, paçanga böreği, mısır unlu hamsi, midye ve kalamar tava ise kesinlikle tatmanız gereken ara sıcaklar arasında yer alıyor. Aslında bazı yerler ve bazı şeyler vardır ki, anlatmakla bitiremez, yaşamaya doyamazsınız. İşte Çiçek Pasajı da tam olarak böyle bir yer. 

ÖncekiSonraki

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Küba’dan Lezzetler 0 20

Küba denilince akla 1950’li yılların arabaları, tarihi sokaklar ve hareketli bir hayat geliyor. Ülke, mutfak alanında da oldukça renklidir. Dünyanın en otantik şehirlerinden biri olan Havana’ya ev sahipliği yapması bile bu ülkeyi sevmek için yeterli. Ancak Küba’yı farklı kılan tek özellik bu değil. Ülkede eşine az rastlanır bir yemek kültürü var. Özellikle pirinç ile yapılan yemekler Küba mutfağında önemli bir yere sahip.  Pirinç, Karayipler’e 16. yüzyılda geldi. İspanyol sömürgeciler, Veracruz ve Portekiz’deki ticaret limanlarından getirdikleri Asya pirinçlerini buralarda plantasyonlar kurarak yetiştirmeye başladılar. Ayrıca Afrika pirinçleri de eski köleler tarafından ekilmeye başlandı. Ülkenin ılıman ve nemli iklimi pirinç yetiştirmek için uygundu. Nihayetinde yüzyıllar boyunca adanın en önemli tarım kaynaklarından biri hâline geldi ve Küba mutfağında önemli bir yer kazandı. Churros, en sevilen Küba tatlıları arasında yer alıyor. Büyük ve küçük boyutlarda yapılan halkaları siz de çok seveceksiniz. Cubano Sandviç de, Küba’da oldukça fazla tüketiliyor. Etlerle hazırlanan bu sandviç, yeşilliklerle ekmek arasında yerini alıyor.  Küba mutfağı denilince akla gelen ilk yemeklerden biri Küba pilavı, yani İspanyolca söylenişiyle “Arroz A La Cubana”dır. Küba ve İspanya’da seçkin restoranların, otellerin menülerinde yer alan Küba pilavı, özel sarı bir pirinçten yapılıyor. Bezelye eklenerek pişirilen pilavda bol baharat kullanıldığını da söylemek mümkündür. Pilav, lezzetini harcına koyulan biberlere ve baharatlara borçludur. Küba pilavı, sahanda yumurta ve kızarmış muz ile birlikte sunuluyor. Türk mutfağında pek benzeri bulunmayan bir sunum biçimi olsa da, pilavın baharatlarla kızartılmış muz ve yumurta ile birlikte oldukça lezzetli olduğunu belirtmek gerekiyor. Muz, Afrika’da ve Karayipler’de bir ana yemek malzemesi olduğu için durum pek anormal karşılanmıyor. Küba’nın pirinçle yapılan bir diğer lezzetli yemeği de Arroz Congri, yani kara pilavdır. Küba’ya gittiğinizde her sokakta bu pilavın satıldığını görebilirsiniz.  Arroz Congri Tarifi: İçindekiler——————————————-

  • 2 tatlı kaşığı zeytinyağı,
  • ½  fincan doğranmış yeşil dolma biberi,
  • ½  fincan doğranmış kırmızı dolma biberi,
  • 1 doğranmış orta boy beyaz soğan,
  • 2 diş dövülmüş sarımsak,
  • 1 siyah fasulye konservesi,
  • 1 su bardağı uzun taneli pirinç,
  • 1,5 su bardağı su,
  • 1 / 2 tatlı kaşığı kimyon,
  • 1 adet defne yaprağı,
  • Kekik, tuz ve karabiber 

  Hazırlanışı——————————————-1. Öncelikle yağı tencereye ekleyelim ve orta ateşte ısıtalım. Soğan, biber ve sarmısakları yağ kızmaya başlayınca ilave edip 4-5 dakika kadar soteleyelim. 2. Ardından pirinç, fasulye, su, defne yaprağı, karabiber ve kimyonu ilave edebiliriz. Pirinç ve fasulyeler görünene kadar ara sıra karıştırarak pişirmemiz yeterlidir. Ancak dinlendirme aşaması pişirmeden daha önemlidir. Tencerenin kapağını folyoyla kapatarak 15 dakika kadar dinlendirdiğimizde pilavımız hazır olacaktır.   

Paris'de Sabahlar 0 20

Paris’e kaçıncı kez gitmiş olursanız olun, her gidişinizde farklı bir duyguyu yaşarsınız. Tarihi yapısı, göz alıcı ve eşsiz binaları ve sofistike sokakları ile Paris, her seferinde bir başka şehirmiş gibi gelir gözünüze. Güneşin yükselmeye başlaması ile tüm Paris yeni günle bir uyanır adeta…

 Paris’te sabahın erken saatlerinde sokağa çıkacak olursanız,  burnunuza dayanılmayacak güzellikte ekmek ve kahve kokuları gelecektir. Bu eşsiz kokuların izini sürerken açlık hissetmemek nerede olanaksızdır diyebiliriz.   Dünyanın en iyi ve en çeşitli mutfakları arasında önemli bir yeri olan Fransız mutfağında kahvaltılar ise çok gösterişli değildir. Fransızlar kahvaltıda çoğunlukla kahve, ekmek ve reçelleri tercih ederler. Bir Fransız için en vazgeçilmez kahvaltı öğesi ise kesinlikle kuruvasandır. Özellikle Paris’te insanların önemli bir kısmı sadece kuruvasan ve kahve ile kahvaltılarını yaparlar. Çoğunlukla sade olanı tercih edilse de, çikolatalı, jambonlu ve sebzeli kuruvasan çeşitleri de vardır.  Paris’te bir sabah yapılabilecek en güzel şeylerden birisi, kahve ve ekmek kokularını takip etmek olsa da, kahvaltı keyfiniz sonrası sabahın tadını daha fazla çıkarmak için bisiklete binebilirsiniz. Paris’te şehir içi ulaşımda bisiklet kullanımı çok yaygın ve belediye tarafından hazırlanmış olan bir proje sayesinde sizde bir bisiklete binerek şehrin tadını çıkarabilirsiniz. Hemen hemen birkaç sokakta bir karşılaşabileceğiniz bisiklet duraklarında otomatlara kilitli bisikletleri görebilirsiniz. Farklı dillerde açıklamaların bulunduğu otomatlardan kredi kartınızı kullanarak bir miktar depozito karşılığında bisiklet alabilirsiniz. İlk yarım saat için ücretsiz olan bu hizmet, sonraki süre için ücretli. Bisikleti tekrar otomatlara getirerek kilitlediğinizde ise ilk aşamada ödediğiniz depozitoyu geri alabiliyorsunuz. Önünde eşyalarınızı koyabileceğiniz sepetleri bulunan bu tek tip bisikletlerden şehirde tam 10.600 tane bulunuyor ve 750 farklı istasyon bulunuyor.  Birçoğuna göre dünyanın en güzel şehri olan Paris’i anlatmak, bu muhteşem şehirde yaşarken bile oldukça zordur. Eğer yolunuz bir gün Paris’e düşecek olursa, kahvelerin, ekmeklerin, kuruvasanın ve bisikletlerin keyfini mutlaka çıkarın.

 

Bon appétit!